Organik Tarım Nedir?

Organik tarımın ne olduğu hakkında neredeyse herkesin az çok bir fikri var. Ancak kendi gözlemlerime dayanarak bu düşüncelerin büyük oranda kulaktan dolma bilgiler olduğunu ve genellikle eksik veya yanlış bilgiler içerdiğini görüyorum. 

Organik Tarım; 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’na dayanılarak hazırlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’le sınırları belirlenmiş bir tarım modelidir.

Tabi ki birçoğumuz için Organik Tarım’ı bu kanun ve yönetmeliğini okuyarak öğrenmeye çalışması oldukça sıkıcı olacaktır. Bu nedenle gelin bu tarım modelinin önemli kısımlarını ve bilmeniz gerekenleri basitçe özetleyelim.

İlk olarak bilinçli bir türetici (tüketici kelimesini kullanmayı sevmiyoruz) olarak dikkat etmeniz gereken şey size “organik”, “ekolojik” veya “biyolojik” olarak satılmak istenen ürünün geçerli bir sertifikası olup olmadığıdır. Paketlenmiş organik ürünlerde yanda gördüğünüz resmi T.C. Organik Tarım logosu ürün etiketinde yer almak zorundadır. Dökme (açık) organik ürünlerde ise ürün sertifikası satış alanında bulunmalıdır. 

Eğer ürün resmi olarak sertifikalandırılmamış ise organik, ekolojik veya biyolojik ibareleri ile pazarlanması suçtur. Bunu yapan işletmeleri veya satıcıları T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’na şikayet edebilirsiniz. 

Bu anlattıklarım büyük oranda işin yasal kısmına dikkat çekmek içindi. Şimdi biraz da üreticinin gözünden organik tarıma bakalım. Organik ürün üretmek isteyen müteşebbis ilk olarak Tarım Bakanlığı tarafından yetkili kılınan sertifikalandırma kuruluşlarından biri ile görüşerek bu sürecin ilk adımını atar. Sertifika kuruluşu üreticinin organik üretim yapmayı planladığı  alanı inceleyerek alanın organik tarım yapmaya müsait olup olmadığına karar verir. Eğer alan uygun bulunursa müteşebbis ve sertifika kuruluşu arasında imzalanacak bir sözleşme ile süreç başlar. Bitkisel üretimlerde ürünün sözleşme sonrası organik ibaresiyle satışına başlanabilmesi için tek yıllık bitkilerde 2, çok yıllık bitkilerde ise 3 yıl geçmesi gerekir. Bu süre öncesinde üretilen ürünler geçiş 1, geçiş 2 ve geçiş 3 ürünleri olarak adlandırılacaktır. Bazı organik pazarlarda bu ürünlerin belirtilmek koşuluyla satışına izin verilirken, bazılarında satışına izin verilmez.

Üretim aşamasına geçen müteşebbisten sürecin her aşamasını kayıt altına alması ve raporlaması istenir. Bunlar bitkisel üretim yapanlar için; dikimi yapılan her bir ürünün ekim zamanı, ekilen alan, kullanılan tohum veya fide, bakım yöntemleri, gübreleme, hasat zamanı, hasat miktarı, satış bilgileri ve benzeri şeklindedir. Üretici a’dan z’ye bütün bu süreci kayıt altına alması ve sertifika kuruluşuna sunabilmesi beklenir. Buna ek olarak ürünler belli aralıklarla sertifika kuruluşu tarafından üretim alanından numune alınarak incelemeye alınır. En ufak bir kalıntı bile tespit edilecek olursa sertifika süreci askıya alınır ve ürünlerin organik olarak satışına izin verilmez. Eğer ürün laboratuvar analizleri sonucunda kalıntısız olduğu gösterilirse Organik Ürün Sertifikası almaya hak kazanır. Bu sertifika ürünün çeşidine göre geçerli bir son kullanma tarihine sahiptir ve sonrasında geçerliliğini yitirir. 

Biraz da organik tarım ne gibi kurallarla yapılır, bundan bahsedelim. İlk olarak bilinmesi gereken şey; organik ürünlerin üretiminde hiçbir şart ve koşulda, hiçbir oranda sentetik girdilerin kullanılamayacağıdır. Müteşebbisin ürünlerinde veya üretim alanında bu sentetik girdiler tespit edildiği takdirde, sertifika aksi kanıtlanana veya sorun çözülene kadar askıya alınır ve üreticinin ürünlerini Organik olarak satışına izin verilmez. Ayrıca duruma göre Organik Tarım Kanunun’da belirtilen idari ceza da uygulanacaktır.

Peki organik tarım yaparken neler kullanılabilir? Doğaya ve canlılara zarar vermediği, ürünlerde ve toprakta kalıntı bırakmadığı kanıtlanan ve en önemlisi de tabi ki sentetik olmayan gübre ve diğer girdilerin kullanımı sertifika kuruluşunun bilgisi dahilinde gerçekleştirilebilir. Bu girdilerin birçoğu doğada kendi halinde bulunabilen kireç, kükürt, zeolit gibi zararsız madenler veya fermantasyon sonucu oluşan yararlı bakterilerdir. Ya da bekletilmiş hayvan gübreleri olabilir. Organik tarımda bazıları tarafından iddia edildiği gibi bir ilaç kullanımı ise kesinlikle söz konusu değildir. 

Son olarak en çok merak edilen konulardan biri olan tohum konusuna da biraz değinmek istiyorum. Bu konuyu ayrı başlıklar altında uzun uzun inceleyeceğimiz için burada kısaca değineceğim. Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te tohumun tanımı şu şekilde yapılmıştır; Tohum genetik olarak yapısı değiştirilmemiş, döllenmiş hücre çekirdeği içindeki DNA dizilimine dışarıdan müdahale edilmemiş, sentetik pestisitler, radyasyon veya mikrodalga ile muamele görmemiş biyolojik özellikte ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak üretilmiş olmalıdır. Yönetmelik üreticinin kendi tohumlarını kendi içerisinde üretmesini destekler ve sertifika kuruluşu bu alanda yapılan çalışmanın kayıt altına alınmasını talep eder. Eğer çiftçi elinde tohumu olmayan bir bitkiyi üretmek isterse tohuma nereden ulaştığını beyan etmek ve sertifika kuruluşunun onayını almak durumundadır. 

Genel hatlarıyla organik tarım ve yönetmeliğini bu şekilde özetleyebiliriz. Tabi ki değinebileceğimiz daha onlarca önemli detay var. Yine de başlangıç için bu yazıdaki bilgiler sizin için fazlasıyla yeterli olacaktır. Her ne kadar Organik Tarım ülkemizde en sıkı denetime tabi tutulan sektörlerden biri olsa da bilinçli bir türetici olarak satın alacağınız ürünlerin usulüne uygun üretilip, satıldığından emin olmalısınız. Bunun için de haklarınızı iyi bilmeli ve genel hatlarıyla sürece hakim olmalısınız. Bilinçli türeticilerin çoğalması organik tarım sektörünü daha güvenilir hale getirecek ve işini hakkıyla yapan üreticilerin daha da çoğalmasını sağlayacaktır.

Burak Alsan

İletişime Geç